KENAN YÜCEL'İN ŞİİRİ VE KİTAPLARI ÜZERİNE (Ramis Dara)

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->                                         Kenan Yücel'in ilk şiir kitabı

Kenan Yücel’in (1974) ilk şiir kitabı Uzaklara Atılmış Bir Kedi Hüznü’nde ilginç, başarılı, hoş şiirlerle biraz gevşek dokulu ya da başarısız 45 şiir iç içe. İşi şundan zor ki Kenan Yücel’in, iyi olmayan şiirler daha ilgi çekecek ve şaire yanlış baskı uygulanacak muhtemelen. Şair bu tuzağı aşabilirse, kendi payıma onun günümüz şiirinde yer almasının ve bunun ince bir çizgide de olsa varlığını sürdürmesinin yararlı olacağı kanısındayım.

En belirgin özelliklerinden biri bu şiirin, somut-soyut imgeleri başka somut imgelerle anlatması bana göre. Bir başkası, dizeye değilse de bütün ifadelere önem vermesi.

Bir başkası da, kentte yazılan şiirin de doğayla, kent dışındaki yaşamla bağını koparmadan kalabileceğine örnek olması.

Soyut-somut imge ilişkisi örneklerinden biri, kitabın adı bence. Bu ad uzaktan soyut bir imge gibi görünebiliyor; nitekim kitabı ve ilgili şiiri okumadan önce bana böyle gelmişti. Ama okuyunca şaşırıp kaldım, gerçekten hüzünlendim:

Bakımından vazgeçmek istediğiniz kediyi çok uzaklara bırakmazsanız, belli uzaklıktaki bir yerden gelir evinizi yeniden bulur. Biraz mahzun, biraz ezik, mutlaka kırgın, ama biraz da suçlu gözlerle çevrede gezinmeye başlar. Çocukluğumdan hatırlıyorum: Tavukların yumurtalarını, yoksa civcivleri mi, yiyen bir kediyi çok uzaktaki dağlara, ormana bırakıp dönmüştük…

Başka somut imgeler: “güneş turuncu bir jeton / gibi düştüğünde sabaha / müzik kutusu mudur nedir şu horoz / hemencecik başlıyor uzun uzun ötmeye” (“İrikara”, s. 35), “sarılırdın / teninde tarçın kokan bir salep sıcaklığı” (“Elmarmut”, s. 38).

Salyangoz, örümcek, arı, kelebek, karınca, kuş, balık adlarının kentte yazılan bir şiirde geçmesi güzel; bu bağlamda şu dizeler de:

“bir arı, bütün çiçekleri dolaşmış, / gelmiş ayağının çiçektozuyla, / en güzeli pembe bir güldü, diyor, / cama çarpıyor kendini öldüresiye,” (“Şiir Kayığı”, s. 31).

Genç yaşta, insan sıcaklığı taşıyan geleneklerin, yaşam biçimlerinin değişmesine, unutulmasına direnmek, anılara sahip çıkma çabası içinde olmak ve elbette, bütün bunları, şiirin kendine özgü, engin ve ileriye dönük yüzü içinde yapmak güzel.

Acılar, hüzünler bile, artık geçtikleri için, ince alayla anlatılıyor bu şiirde (“Gerekçe”, s. 41-42).

Son olarak, bu şiire özgüven gösterisi değil de, yenilgi görünümlü durumların çelebice anlatımı, elbette anlatımcı bir dille değil, daha çok yakışıyor gibi geldi bana ve bu duyguyu kitabın 52. sayfasında yaşadım…

                                      Kenan Yücel'in yeni  şiir kitabı

Bu değerlendirmeyi yazdıktan birkaç gün sonra Kenan Yücel’in ikinci şiir kitabı Örselenmiş Ruhlar Bandosu’nu edinip doğrusu biraz tedirginlik içinde okumaya başladım. Beklentiye girdiğim, merak ettiğim içindi tedirginliğim daha çok. Bunun için hemen bir kez daha okudum.

Üç bölümlü kitabın ilk bölümünde yanılmıyorsam Burgazada şiirleri, ikincisinde aşk şiirleri, üçüncüsünde toplumsal sorunlara yönelik şiirler yer alıyor.

Sonuç: Ne sevinç, ne düşkırıklığı. İlk kitaptaki Haydar Ergülen özelinden yola çıkılarak 1980’ler şiirinin yoğun imgesel yapısına yönelik eleştiri ve isyandan (“İmgelem Kuşağı”, s. 15-16) biraz vazgeçilmiş gibi. Genel olarak da, ilk kitaba göre sanki daha derli toplu, ama belki de eksik olan bu kez de savrukluk. Bende de kararsızlık!

Sevdiğim şiirlerin çoğunluğu son bölümden: Örneğin, “Onur Kalibre”, “Bulantı”.

20. yy sonuyla 21. yy başları Türkiyesinin yönetimsel haksızlıklarını yansıttığı için sevdiğim bu şiirler, dileyelim ki gelecek kuşaklara bir anlam ifade etmesin. O kuşaklar kitaptan ya da genel olarak, başka tür şiirlerle ilgilensinler.

Bu şiirleri sevmemin bir nedeni de, genelde toplumsal duyarlıklı şiir heveslilerince bu alanda çok şiir yazılmak istenmesi, ama yazılanların çoğunluğu şiir olamaması. Kenan Yücel’in bu şiirleriyle, bu bölümdeki başka bazı şiirleri, sıcak toplumsal acılara yönelik şiirler için iyi örnekler.

Türk şiirinin ünlü bazı dizelerine, türkülere, bazı kalıp sözlere göndermeler, buralardan harf, sözcük değiştirimleriyle başka çağrışımlar elde etmeler, çok yinelenmediği için bıktırmayan sözcük oyunları, şiirleştirme yöntemlerinden bazıları kitabın.

İkinci bölümdeki şiirlerin kösnül aşka yönelik olanlarını pek tutmamama rağmen, sevdiğim dizeler olarak da buradaki bir aşk şiirinin bitişini alıntılamak istiyorum:

“nasıl da tatlıdır sakar hallerin / sakarinim! çarp ve dök / üstümden yalnızlığımı // iyi yazlar olsun sevgilim” (“Sakarin”, s. 46).

Ama “yağmurlu yıllarıma doğan güneşsin” gibi (s. 50) gibi ortalama, ortamalı sayılabilecek söyleyişler de herhalde gerekli olmamalıdır artık günümüz şiirinde.

Kenan Yücel, serüvenini merak edeceğim şairlerden biri.

 

Künye: Kenan Yücel, Uzaklara Atılmış Bir Kedi Hüznü, Yitik Ülke Yayınları, İstanbul, Nisan 2007, 73 s.

Ve  Örselenmiş Ruhlar Bandosu, Digraf (Şiirden) Yayıncılık, İstanbul, Ocak 2009, 72 s.

            Ramis Dara

           (Akatalpa, Mayıs 2009)

                                      Eve dön!   


 

 

                              

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !